Salı, 09 Şubat, 2010
Bulunduğunuz Yer:

Midyat/Toptepe Arazi Uyuşmazlığı PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Pazartesi, 08 Şubat 2010 10:55
Petrol araması başlayınca arazileri üzerine geçirdi
Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Toptepe köyünde, arazi anlaşmazlığı yüzünden gergin günler yaşanıyor. İki yıl önce köyde petrol aranınca topraklar değerlendi. Bunun üzerine devlet, herkese tapu dağıtmaya karar verdi. Kadastro listelerini köylüye göstermeyen muhtar ve korucuların bin 332 dönüm araziyi üzerlerine geçirdiği iddia edildi. Diğer aileler dava açınca köyde gerginlik tırmandı.



Toptepe, Mardin'in verimli toprakları üzerine kurulmuş bin 500 nüfuslu bir köy. Dört tarafı üzüm bağları ile çevrili köyde, bugünlerde gergin bir hava hakim. Sorunun temelinde toprak paylaşımı yatıyor. Köydeki toprakların tümü aslında Hazine'ye ait. Bölgede iki yıl önce petrol araması yapılınca köyün topraklarının değeri arttı. Devlet, toprağa tapu vermeyi kararlaştırdı. İddiaya göre, aynı zamanda korucu olan muhtar, köyün ortak arazisini gizlice üzerine geçirdi. Bunu tesadüfen öğrenen köylüler itiraz etti; ama muhtar geri adım atmadı. Hak sahipleri de meseleyi mahkemeye taşıdı. Köy adeta barut fıçısına döndü. Çözüm bulunamaması halinde Mardin'de yeni bir facianın yaşanabileceği belirtiliyor.

Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Toptepe köyünde arazi paylaşımıyla ilgili büyük gerginlik yaşanıyor. Devlet, Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Kanunu çerçevesinde 2 yıl önce köylülere tapu vermeyi kararlaştırdı. Bunun üzerine kadastro çalışması başlatıldı. Midyat Tapu Kadastro Müdürlüğü, hazırladığı listeyi köy muhtarı Abdulselam Ayaz'a vererek halkın göreceği bir yere asmasını istedi. İddiaya göre muhtar, listeyi köylülerden sakladı. Listenin bir örneği Midyat Tapu Kadastro Müdürlüğü'ne asılınca, petrol aranan bölgeyi de kapsayan köyün ortak kullanım alanındaki bin 332 dönüm arazinin muhtar ve yakınları üzerine kaydedildiği ortaya çıktı. Muhtar ve korucuların, yakınlarını 'bilirkişi' göstererek kadastro memurlarını yanılttığını iddia eden Algan, Aksoy ve Akyol aileleri, önce Midyat Tapu Kadastro Müdürlüğü'ne başvurdu, ardından dava açtı. Toptepe köyünden Diyarbakır'a göç eden Ebubekir Algan, sorunun çözülmemesi halinde büyük katliam yaşanabileceğini söylüyor. Algan, "Köy diken üstünde. Bir tarafta dava açan insanlar, diğer tarafta ellerinde silahlı bir grup." diyor. Bilge köyündekine benzer bir katliam yaşanabileceği korkusu taşıdığını ifade eden Algan, "Bu arazide daha önce petrol arandı. Köylü orada petrol bulunduğuna inanıyor." şeklinde konuşuyor.

MUHTAR: KadastroDA 'hatalar' oldu

Köy Muhtarı Abdulselam Ayaz ise gerginliği köyde ikamet etmeyenlerin çıkardığını iddia etti. Kadastro listelerinde 'küçük hatalar' olduğunu anlatan Ayaz, "Bazıları 30 yıldır işlediğimiz topraklardan pay istiyor. Böyle bir şey olmaz. Arazinin bir kısmı zaten orman olarak kaydedildi. Bizim yakınlarımızı bilirkişi gösterdiğimiz yok. Bazıları dava açmış. Biz de davanın sonucunu bekliyoruz." dedi.

kaynak:zaman gazetesi

Pazartesi, 08 Şubat 2010 10:57 tarihinde güncellendi
 
ATATÜRK’ÜN CUMHURİYET SONRASI YAPTIĞI YENİLİKLER PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Pazar, 17 Ocak 2010 14:58

 

ATATÜRK’ÜN CUMHURİYET SONRASI YAPTIĞI YENİLİKLER

LAİKLİĞİN KABULU

 

http://www.yesevi.k12.tr/turkce/ataturk/devrimler/resim/ata5.jpg

Laikliğin Kabulu:(1928-1937) "Devletin dini İslam dinidir." maddesinin kaldırılmasını, Cumhurbaşkanı - Milletvekili yeminindeki dini ifadelerin çıkarılmasını, dini kararların TBMM'nce uygulanacağı maddesinin iptalini, seçme yaşının 18'den 22'ye çıkarılmasını, kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmasını Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti demektir.(1930)
Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.(1930)
Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle

 

karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz.(1926)
Lâik devlet anlayışı, din ve vicdan hürriyetini korur. Anayasamız bunu "Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir." diyerek teminat altına almıştır
5 Şubat 1937'de Anayasa'nın ikinci maddesinde laiklik ilkesine yer verilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Laik bir Devlet olduğunun yazılmasıyla, Laiklik Devrimi tamamlanmış oldu.

KADIN HAKLARININ TANINMASI

 

http://www.yesevi.k12.tr/turkce/ataturk/devrimler/resim/kadinlarla.jpg

Kadın Haklarının Tanınması (1930-1933 ve 1934): Osmanlı toplumunda hemen hiçbir toplumsal ve siyasal hakkı bulunmaya kadınlara Medeni Kanun'la bazı haklar tanınmış olmakla birlikte, siyasal haklar açısından bir değişiklik yapılmamıştı. Atatürk'ün girişimiyle kadınların iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde bir dizi değişiklik yapılarak, 1930'da belediye seçimlerinde seçme, 1933'te çıkarılan Köy Kanunu'yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934'te Anayasa'da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme haklarının tanınmasıyla, Türk kadını o yıllarda Avrupa devletlerinin çoğundaki kadınlardan daha ileri haklar elde etti ve çok geçmeden toplumda erkeklerin çalıştığı her alanda yerini aldı.

 

"Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."
M. KEMAL ATATÜRK

ŞAPKA VE KIYAFET DEVRİMİ

 

http://www.yesevi.k12.tr/turkce/ataturk/devrimler/resim/sapka.jpg

Şapka ve Kıyafet Devrimi (25 Kasım 1925): Ülke halkını her alanda çağdaş ve uygar düzeye çıkarabilmek için değişiklikler tasarlarken, dış görünüşüyle de bunu vurgulaması gerektiğine inanan Mustafa Kemal'in, 25 Ağustos 1925'te Kastamonu'ya yaptığı bir gezide başına şapka giyip, "Buna şapka derler" diye halkı şapka giymeye özendirmesinden sonra, 25 Kasım 1925'te Şapka Giyilmesi Hakkındaki Kanun çıkarılıp, dinsel giysilerle sokakta gezilmesi yasaklandı. 1934 yılında çıkarılan bir kanunla, din adamlarının dinî kıyafetlerini sadece ibadet yerlerinde giymeleri kabul edildi.

 

"Fikrimiz, zihniyetimiz tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır."
M. KEMAL ATATÜRK

 

 

 

 

EĞİTİM VE ÖĞRETİM DEVRİMİ

 

http://www.yesevi.k12.tr/turkce/ataturk/devrimler/resim/ata9.jpg

Eğitim ve Öğretim Devrimi (3 Mart 1924): Osmanlı toplumundaki medreseler ile iptidai, rüştiye, idadî türünde okulların toplumun gereksinme duyduğu elemanları yetiştirme açısından özellikle sayı bakımından yetersiz kaldığını gözleyen, eğitimin önemini yaptığı konuşmalarda sık sık vurgulayan Atatürk'ün yol göstericiliği altında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 3 Mart 1924'te
Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu kabul edildi.Böylece Türkiye Cumhuriyeti içindeki bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandı.
Medreseler kapatılarak yerine çağdaş bilgiler veren ilkokullar, ortaokullar, liseler ve yüksekokullar açıldı. Azınlık okullarının, dini ve siyasi amaçlı öğretim yapmalarının da önüne geçildi. Ortaöğretimde değişik amaçlı sanatokulları,
ticaretokulları, gibi meslek liseleri açıldı. Bu okullar zamanla bütün yurda
yayılarak, modern eğitimin gerektirdiği niteliklere kavuşturuldular.

 

"Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir. "
M.KEMAL ATATÜRK

HARF DEVRİMİ

 

http://www.yesevi.k12.tr/turkce/ataturk/devrimler/resim/ata8.jpg

Harf ya da Yazı Devrimi (1 Kasım 1928): Öğrenilmesi son derece güç olan Arap abecesinin okuryazar sayısının artmasını engellediğini, ayrıca Türkçe sesleri dile getirmede güçsüz kaldığını anlayan Atatürk'ün, 1926'dan başlayarak yaptırdığı araştırmalar sonucunda, Türkçe'nin yapısına en uygun abece olduğuna karar verilen Latin abecesi alınıp, yeniden düzenlenerek, 1 Kasım 1928'de çıkarılan Türk Harfleri Hakkında Kanun'la yürürlüğe kondu ve Atatürk'ün kendisinin de katıldığı yaygınlaştırma çalışmaları sonucunda, kısa süre içinde benimsendi. Yeni harflerin kabul edilmesinden sonra ülkede okuma yazma oranı hızla artmaya başladı. Böylece bu büyük kültür
inkılâbı, Atatürk'ün kararlılığı ve ileri görüşlülüğü sayesinde başarıldı.
Bu gün ülkemizde, Atatürk'ün Millet Mektepleri Başöğretmenliği'ni kabul ettiği tarih olan 24 Kasım 1928, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.

 

 

SOYADI YASASININ KABULÜ

 Soyadı Yasasının Kabulü (21 Haziran 1934): Soyadı bulunmamasının günlük yaşamda yarattığı güçlük ve karışıklıkların önüne geçmek amacıyla 21 Haziran 1934'te çıkarılan yasayla, her Türk kendine uygun bir soyadı almakla yükümlü kılındı. 24 Kasım 1934'te çıkarılan bir yasayla da TBMM Mustafa Kemal'e " ATATÜRK " soyadını verdi. Aynı yıl çıkarılan bir başka yasayla ayrıcalıkları belirten eski unvanların yasaklanmasıyla, yasalar önünde eşitlik ilkesinin gerçekleştirilmesinde önemli bir adım atılmış oldu.

 

 

 

 

 


Pazar, 17 Ocak 2010 14:59 tarihinde güncellendi
 
3 BOYUTLU LANGIRT OYUNU İNDİR PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Perşembe, 07 Mayıs 2009 22:15

Gerçeğinden daha kaliteli langırt oyununu bilgisayar ortamında oynayın. Yapmanız gereken şey oyunu bilgisayarınıza indirip oynamaya başlamak. Oyun 3 boyutludur ve boyutu 9.4 MB'dır. İyi eğlenceler..

langırt

 

indir

 
SİTENE BEDAVA CHAT EKLE
Yazar Administrator   
Pazartesi, 04 Mayıs 2009 22:40

Bu php script sayesinde sitenize chat ekleyebilirsiniz. Birçok eklenti ve teması ile kullanıcılarınızı hayran bırakacak bir chat sistemi. Hatta eğer flash media server e sahip bir hostunuz varsa kullanıcılarınıza sesli chat imkanı sunabilirsiniz. Bir çok eklentiye sahip bu bileşein ücretsiz indirin. Aynı zamanda chat'inizi bir cms ile entegre etme bileşenide mevcut.

chat

 

indir

 

 

Kimler Sitede

Şu anda 6 ziyaretçi çevrimiçi

Anketler

Sitemizde hangi alanların yoğunlukta olmasını istersiniz
 

Reklam